Reklam

TR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2. DÜNYA SAVAŞI – SAVAŞ BAŞLIYOR





2.Dünya Savaşını anlattığım bu seride ikinci yazımla karşınızdayım sevgili okurlarım. Umarım benim yazıyı yazarken aldığım keyfi sizlerde okurken alırsınız.
İlk yazıda savaş öncesi Avrupa’nın genel durumu, Hitler’in Çekoslavakya’yı işgalini ve baskı rejiminin getirdiği kuralları anlatmaya çalışmıştım. Şimdi ise savaşın nasıl başladığına biraz göz gezdirelim.
Danzig Koridoru
Danzig şehrinin günümüzdeki hali
Almanlar, 1919’da imzaladıkları Versay Antlaşmasının bedellerini ağır bir şekilde ödüyorlardı. Hatta bir çok tarihçi 2. Dünya Savaşı’nın çıkış sebebinin 1. Dünya Savaşı sonucu imzalanan antlaşmalar olduğu konusunda birleşir. Versay gereği Almanlar Danzig şehrini Polonya’ya bırakmış ve bunun için açılan koridor gereği Alman toprakları ikiye bölünmüştü. Bu koridora Danzig koridoru denmekteydi ve Hitler bu bölge için Versay Antlaşması’nın en kötü yaptırımı diyordu. Danzig ile ilgili müzakerelerin uzun sürmesi sonucu Alman tarafı askeri seçeneklerini devreye sokma kararı aldı. Dünya ve Avrupa, dönemeyeceği keskin bir viraja hız sınırının çok üstünde giriyordu, artık zarlar atılıyordu. Danzig’i isteyen ve bunun için bütün Polonya’yı işgal edebilecek güce sahip olan Hitler ve  Polonya’nın toprak bütünlüğünü garanti altına alan İngiltere ve Fransa.. Savaşın başlangıcında taraflar bunlardı. Dünyanın gözünde ilk ünya savaşının galipleri olan İngiltere ve Fransa’nın bu savaşı hemen bitirebileceği  görüşündeydi. Ancak müttefiklerin tam bir ölüm grubuna düştüğünden haberleri yoktu.İki taraf 1914’ten beri hiç bu kadar zıt kutuplara çekilmemişlerdi. Tarihler 1 Eylül 1939’u gösterirken sabah saat 5 sularında Alman orduları Polonya’ya girdi. Bu Hitler’in savaş boyunca yaptığı yüzlerce çılgın hamlenin ilkiydi ancak onunda kendine göre haklı sebepleri vardı.  Hitler, Danzig için kimsenin kendisini bir dünya savaşının ortasında bulmaya cesaret edemeyeceğini düşünüyordu. Ancak varsayımlar ile harekete geçen Hitler kendisini bir dünya savaşının ortasında bulacaktı. Aynı gün içerisinde İngiltere ve Fransa,  Almanya’ya Polonya topraklarındaki askeri birliklerini geri çekmesini söyleyen bir ültimatom gönderdi. Ancak Almanlar dinlemedi çünkü kendilerinden eminlerdi. 3 Eylül 1939 günü sabah saatlerinde Berlin’deki İngiliz büyükelçisi Almanya’ya resmi olarak savaş ilan edildiğini bildirdi. Onun yardakçısı ve yaveri Fransa ise öğleden sonra 5’te savaş ilan ettiğini bildirdi. Bu tipik bir Fransa hareketiydi zira Yüzyıl Savaşlarından sonra genelde İngiltere’nin sözünden çıkmayan uslu çocuğu gibiydi. Hitler kulaklarına inanamıyordu. Gerçekten de dünya Danzig olayıyla birbirine girmişti. Alman generalleri ise en kötü durum senaryosu olduğunu düşündükleri 2 cephede savaş ile karşı karşıya bulmuşlardı kendilerini. Ancak bu saatten sonra yapılacak bir şey yoktu çünkü Hitler, Almanya’nın silahlı gücü olan Wehrmacht’ı Polonya üzerine salmıştı. İkinci Dünya Savaşı’nın ilk top atışı Danzig’e karşı yapılmıştı.. Polonya’nın silahlı gücü ise Almanlar ile karşılaştırılamayacak kadar güçsüzdü. Öyle ki atlı süvari birliklerini Alman panzerlerinin üstüne yolladıklarını kanıtlayan görüntüler mevcuttur tarihte.  Wehrmacht gibi bir ordunun üzerine atlı süvariyle gidersen katledilirsin ve Polonya’lı süvarilerde bu kaderi paylaştı. İngiltere ve Fransa savaş hazırlıklarına devam ederken Polonya, acımasızca dövülüyordu. Diğer taraftan müttefiklerde inanılmaz bir karamsarlık hakimdi. 1914’te görülen bayram havasından eser yoktu. O dönem silah ve çiçeklerle uğurlanan askerler 1939 da çiçeksiz ve silahsız uğurlanıyordu.. Fransa ordusu Alman sınırına yürüyerek gitmişti. Hala Almanların onları klasik cephe savaşıyla karşılayacağını düşünmektelerdi. Oysa Almanlar 1918’de yendikleri Almanlar değildi artık. Yeni geliştirdikleri Blitzkrieg( yıldırım savaşı) taktiği Fransız ve İngilizler’i darmadağın edecekti. Tank ve uçakların çok yoğun kullanıldığı bu stratejide erler dümdüz edilmiş şehirleri temizlemek için kullanılıyordu. Fransa savaş ilan ettikten 4 gün sonra karşı saldırıya geçti. Sınırda 40 tümen toplamışlardı Almanların ise 15 tümeni vardı. Sayısal olarak 200 bin askere 500 bin asker toplamışlardı. Ancak bu sayısal üstünlük sadece 8 km ilerlenmesini sağladı ve ilerledikleri bölgelerde gerçek bir Alman tümeniyle karşılaşmamışlardı. Motorizasyonu ve teknolojisi olmayan Fransız ordusu için oldukça pozitif bir durumdu bu. Yani Fransa ordusu savaştaki diğer ordularla karşılaştırıldığı zaman en güçsüz orduların başında geliyordu. Fransızların güvendiği bir diğer şey ise ünlü Maginot Hattı’ydı. Maginot Hattı, düşman Almanya’yı sonsuza dek durdurmak için tasarlanmış, inşası 10 yıl sürmüştü. 1.5 milyon metreküp beton ile 150 bin ton çelik kullanılmıştı. 100 km uzunluğundaki tüneller labirent gibi birbirlerine bağlıydı. Maginot hattı, Arden ormanlarının başladığı yerde bitiyordu.Fransız generaller,  Almanların oradan saldıracağına ihtimal dahi vermiyordu. Büyük Alman panzerlerinin sık ağaçlarla kaplı o bölgeden geçmesine ihtimal vermiyorlardı. (Almanlar savaşa Arden ormanlarından gelecek. Biraz spoiler fena olmaz J) Almanlar hala saldırmamış ve ikinci bir cepheden kaçınmışlardı.
Maginot Hattı
Diğer tarafta Almanlar Varşova’yı kuşatmışlardı. 25 eylülde Hitler Varşova’nın bombalanmasını emretti. Hitler bombardımanı kendisine ayrılmış güvenli bir bölgeden izliyor ve her düşen bombada ayrı bir zevk alıyordu. Aynı zamanda Fransa ve İngiltere’ye de gözdağı vermek istiyordu. “Sizinde başınıza gelecek olan bu.” demek istiyordu. Daha önce Almanya ile saldırmazlık paktı imzalayan Sovyetler ise anlaşmalı oldukları şekilde Polonya’nın doğu tarafını işgal etti. Stalin bu hamleyi yaparak Hitler’in en çok istediği şeyi yapıyor ve iki ülke arasında ortak bir sınır oluşturuyordu. Polonya, Almanlar’a ve Sovyetler’e teslim oldu. Bunun ardından savaş oldukça durgun bir döneme girdi. Durağan şekilde geçen günler birbirlerini izliyordu. Fırtına öncesi sessizlik mi denmeliydi buna yoksa??
Serinin üçüncü yazısında Fransa’nın işgali ve bütün Avrupanın alman çizmeleriyle ezildiği dönemi anlatacağım. Benden önce spoiler yememeye dikkat edin J.. Esen kalın..

DIŞARIDAKİ TARİHÇİ

MUTLU BAYRAMLAR!

Modern Fosil yazar ekibi ve editör olarak sizlerin bayramınızı kutluyoruz.
 Hep beraber daha nice bayramlara, barış, eşitlik ve sevgiyle.



Modern Fosil Ekibi

admin@modernfosil.com
www.fb.com/modernfosil

Artık Modern Fosİl



Merhaba değerli insanlar, bayanlar ve baylar,

Bugün dergi ekibimiz uzun süren çalışmaları sonucunda yeni logomuz üsteki gibidir. Yazılarımız ve çalışmalarımız her zaman ki gibi devam edecektir. Ayrıca bundan sonra dergimizin adı Asr-ı İlim değil Modern Fosil'dir.

Hepinize bu yeni dönemde iyi okumalar dileriz.

Eski Asr-ı İlim yeni Modern Fosil ekibi.

DİKKAT! FOTOĞRAF ÖLDÜRÜR!



Asr-ı İlim dergisinin fotoğraf durağından bu ayda hareket vakti geldi sevgili okurcanlar J Bu yazımda fotoğraf çekmenin ne kadar kolay olduğunu gösteren(!) 10 fotoğrafı sizlerle paylaşıp, birlikte değerlendireceğiz. O fotoğraflara geçmeden önce fotoğrafın sadece makineyi alıp deklanşöre basmakla yada telefonla çekilmeyeceğini söylemiştim. Fotoğrafta bir kompozisyon olmalı ve bir amaca hizmet etmelidir. “Eğer derdimi sözcüklerle anlatabilseydim yanımda her zaman bir fotoğraf makinesi taşımazdım.” Diyecek kadar fotoğrafa sevdalı olmak lazımdır. Hatta ölümüne bağlı olmak lazımdır. Şimdiden uyarıyorum dikkat edin okurcanlar fotoğraf çekmek öldürür ;)




Şimdi düşünelim bir ormanlıktasınız tripotu kurdunuz ve fotoğraf çekiyorsunuz. Herşey güllük gülistanlık gidiyor ve haberiniz olmadan arkanızdan bir ayı gelse ne yaparsınız ? Tabiiki tabanlara kuvvet kaçarsınız? Şaka mı bu demeyin buyrun fotoğrafı J





Dediğim gibi fotoğraf çekmek bir aşk işidir. Hatta bu aşkla yanmalısınız ve başka ateşler sizi yakmamalı. Örneğin bir yanardağın üstüne çıkabilmeli ve üstünüze sıçrayan ateşe rağmen fotoğraf çekmeye devam etmelisiniz. Nasıl mı olacak dersiniz. Buyrun size ödüllü ve yanan bir fotoğraf ;)




Bir ırmak ve deniz var önümüzde. Orda da kesilmiş  bir ağacın üstünde bir kuş var. Bunu yakından çekmek istiyorsunuz. Irmak çok tehlikeli kamufle olmanız gerekiyor. Daha sonrasında ise her şeyi göze alarak o suyun içine girmeniz gerekiyor. O zaman ışığınız bol olsun J




Bazen fotoğrafçı neyle karşılaştığını bilemez. O yüzden bol ekipmanla gitmesi lazım. Tabii bu hiç kolay bir iş değil. Abimize kolay gelsin diyoruz J



Bir sahildesiniz ve manzara çok güzel.. Kendinizi işinize kaptırdığınız bir sırada dev dalgalar size doğru gelmeye başlarsa ne yaparsınız. Herşeyi göz önünde bulundurmak lazım.




Boşa demiyorum fotoğraf öldürür diye. Bir haber yada belgesel çekimine gittiniz. Karlı ve vahşi bir ortamdasınız. Ama fotoğraf aşkı her şeyden önce gelir bir kartal sizi yakalayıp götürecek olsa bile..




Fotoğraf için biraz da aksiyon lazım tabiiki. Emek olmadan yemek olmaz. Risk almak lazım ki etkileyici kareler yakalansın. Bu bir dağa asılı merdivenin ucunda durmak olsa bile..




Bazen de doğru anı beklerken bir ömür geçer gider. Hatta ömrünüz geçerken soğuk hava şartlarından dolayı karlar içinde donabilirsiniz bile..




Peki iki ayının arasında kalırsanız ne olacak ? Olmaz demeyin böyle riskler her zaman vardır. Eğer ayılar sevecen değilse o zaman geçmiş olsun J



Şimdi belki de hepinizin fazlaca gördüğü bir fotoğrafı sizlerle paylaşalım. Bu fotoğrafda fotoğrafı çeken kişi vicdan azabından intihar etmiştir. Fotoğraf mı çekeyim yoksa yardım edeyim derken arkasında çocuğun ölmesini bekleyen akbabaya rağmen fotoğrafı çekmiştir. Çocuk ölmüştür ama çeken kişi yardım edememiş ve bu fotoğraftan ödül almıştır. Ne yazık ki ödül almak bazen çare değildir. Dikkat edin fotoğraf öldürür sevgili okurcanlar..




Bu yazıda gerçekten alıntılar ve mizahi fotoğraflar vardır. Ama unutmayalım ki fotoğraf basit bir iş değildir ve ne canım bunda makinesi var çekiyor denmemelidir. Fotoğrafı çeken makine değildir. Hatta "En iyi fotoğraf makinesine sahip olan en iyi fotoğrafı çekseydi, en iyi daktiloya sahip olan da en iyi yazıyı yazardı." diyen Ara Güler'e de burdan selam yollayalım. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere hepiniz Allah’a emanet olun. Işığınız bol olsun.





















ÇOK MU BOŞ VAKTİNİZ VAR

Çok mu boş vaktiniz var , Ramazan günleri geçmek bilmiyor mu ?

O halde sizler için harika yabancı dizilerden oluşan bir liste hazırladım. Kişisel merakınız ve ilgi alanlarınıza göre dilediğinizi seçin, beğenin izleyin ama sizi temin ederim tamamı çok sağlam ve aşırı derecede şeker bişey...

Dexter (8 Sezon )
Başlangıç Yılı: 2006


Bir seri katil düşünün, adamın prensipleri tavırları her şeyi hayranlık uyandırıyor. İşte o  adam karanlık düşlerin Dexter Morgan'ı. Adli tıpçı bir seri katil olarak tarihe adını altın harflerle yazdırıyor bu adam ve her eve lazım kişiliğiyle sevgimizi de kazanmayı ihmal etmiyor. İlk bölümüne başladıktan sonra sonunun nasıl geldiğini anlamayacaksınız meraklanmayın.




Person of Interest(5 Sezon)
Başlangıç Yılı: 2011



Halen daha süren geçenlerde sezon finalini gerçekleştiren bilim-kurgu konusunda resmen bizi yepyeni bir çağa sokan bu muazzam yapımımız izlenmeye değerliği ötesinde, kesinlikle izlenilmesi gerekenler listesinde olmalı. Bay Finch ve Reese 'in uyumsuzluğundan gelen harika uyumu... Ayrıca alt metinde dopdolu ve nitelikli özgürlük mesajları. Hiç durmayan bol bilim-kurgulu bir polisiye gerilim... Yani sakın ıskalamayın derim.














Fargo (1 Sezon)
Başlangıç yılı: 2014


Buz gibi soğuk Minnesota'da içinizi ısıtacak harikanın da ötesinde bir öykü. Gerçek bir olaydan hareketle oluşturulduğu her bölümün başında vurgulansa da inanması çok güç. Karakterler , atmosfer tek kelimeyle harika. Kibar, kimseye hiçbir şey söylemeyen, hemen hiçbir olaya sesi çıkmayan bir insan nasıl bir canavara dönüşür ? Tipsiz bir kiralık katil nasıl sonsuza yakın karizma sahibi olur ? Toplum böyle pasta yapmayı nerden öğrendi ? Bu ve daha birçok sorunuzu cevaplamasa da sizi doyurabilecek bir yapım. 2. sezonun çıkmasını 4 gözle bekliyoruz tabi...







True Detecetive (1 sezon)
Başlangıç yılı : 2014



Ardında bıraktığı kurbanlarında şeytani semboller bırakan bir seri katil ve onun izini sürmekte kararlı birisi ailevi problemler yaşayan diğeri zaten problemin ta kendisi olan aşırı zeki 2 polis... Sırf şu kısacık özetten dahi seyir zevki tespit edilmeli değil mi?

Game of Thrones (1 sezon)
Başlangıç yılı: 2011



Tüm dünyada bomba etkisi yaratan bir dizi daha. Cidden sizler için en iyilerini derliyorum. Bu dizi dizi olmanın çok ötesinde her bölümü bir şaheser niteliğinde müzeye konmalık bir başyapıt. Entrika, zulüm, zeka, ölüm kaotik, karanlık , kafkaesk ne varsa içerikte. Her şeye rağmen umut da var, taraflar var , 7 krallık var ne arıyorsanız var. Hiç düşünmeden başlayacağınız bir dizi daha. (tabi hala başlamadıysanız)










StarTrek (3 sezon -Orjinal seri)
Başlangıç yılı: 1966




Dünya çapında geeklerin ve bilim-kurgu severlerin belki de 'bu işlere' başlangıç noktası. Uzay gemisi Atılgan'la mükemmel ötesi mürettebatının her bölüm birbirinden güzel ve heyecanlı maceraları... Kesinlikle önerilir ve huzur içinde uyu Mr. Spock aka Leonard Neamoy...







The Big Bang Theory (8 sezon)
Başlangıç yılı : 2007



Leonard ve Sheldon iki adet dahidir fakat sorun bu ikilinin sosyal anlamda tam anlamıyla 0 olmasıyla başlar. İnsanlara nasıl davranılacağını hatta onu bırakın iğnelemenin ne olduğunu bilmeyecek kıvamdadırlar. Son derecek eğlenceli bir sit-com. Eğlencelik bir şeyler arayanlar izleyebilirler.








Breaking Bad (5 Sezon)
Başlangıç yılı: 2008



Gelmiş geçmiş en iyi dizi denebilir. Eğer hala izlemediyseniz ve boş vaktiniz varsa ilk işiniz olsun. Kesinlikle pişman olmayacaksınız.


Sizler için derlediğim bu listede ortalama bir izleyicinin izleyemeyeceği herhangi bir şey yok. Rahatlıkla izlemeniz mümkün. Ayrıca Ramazan'ın yaza denk gelmesinden ötürü ortaya çıkan sıkıntı ve vakit geçirme sorunsalını rahatlıkla aşacağınızı düşünüyorum. Listeye koymadığım diziler elbette var, her izlediğimi sizle paylaşmam zaten mümkün değil kısa vadede. Neyse iyi ramazanlar bol bol okuma-izleme yapalım. Vaktimiz güzel geçsin!


Anayurt Otelinin Aylak Adamı

DÜNYACA ÜNLÜ MEYDANLAR

DÜNNYACA ÜNLÜ MEYDANLAR

      Bence insanların toplandığı bir araya geldiği her yerin çok önemeli olduğunu düşünüyorum. O yüzden hiçbir insana saygısızlık yapmadan bu seçimi hem yerel hem de ulusal bazda adını sıkça duyurmuş mekanları seçerek buraya aldım. Alamadıklarım için şimdiden özür dilerim. Keyifli okumalar...      





1)TIMES MEYDANI (NEW YORK-ABD)
      
       İsmini 1904 yılında New York Times’ın yeni binasına yılbaşında taşınmasından alan bu 
meydanın bu açılışı havai fişekle kutlanmasının ardından adeta yeni bir trend aşıladı ve her sene Times Meydanın da yılbaşılar havai fişekle kutlanır oldu. Dünyanın en çok ziyaretçi alan meydanlarından birsidir ve filmlerde görmeye alışık olduğumuz taksileriyle meşhurdur.


2)KIZIL MEYDAN (MOSKOVA-RUSYA)


     Kızıl Meydan ise ismini Rusça da eskiden güzel anlamına gelen ‘krasnaya’ dan almaktadır. Tarih boyunca birçok geçit, kutlama ve mitinglere tanıklık etmiştir. 73.000 metre karelik bir alanı kaplayan bu meydan birçok ünlü yapıyı içerisinde barındırmaktadır ve en ünlüsü de Vasili Blajenni Katedralidir. Ayrıca Kremlin ve Kızıl Meydan 13.yy dan beri Rusya ile olan bağlarından ötürü UNESCO Dünya Mirasları Listesine alınmıştır. 


 3)TRAFALGAR MEYDANI (LONDRA-İNGİLTERE)

      Londra’nın merkezinde yer alan bu meydanın adını tarihte yapılış olan ve İngilizler’i İspanyollara karşı zafer almış olduğu Trafalgar Savaşından almaktadır. İlk adı 4.William meydanıydı. Bugünkü adını ise George Ledwell Taylor önermiştir. Meydanın bugünkü halini almasında peyzaj mimar John Nash ve mimar Charles Bary’nin katkıları yadsınamaz.


4)TAKSİM MEYDANI (İSTANBUL-TÜRKİYE)

      Ve geldik en ünlü meydanlarımızdan biri olan Taksim Meydanı’na… İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde yer almakta olan Taksim Meydanı çevresinde alışveriş merkezleri mağaza otel eğlence ve kültür merkezleriyle çevrilmiş, Cumhuriyet Devrinde Meydan statüsüne kavuşmuş ve birçok toplu eyleme tanıklık yapmıştır. Özellikle 2013 yılındaki Gezi Parkı eylemlerinin merkezi haline gelmiştir.
       İsmini Osmanlı Döneminde civar semtlere su dağıtılmak için yapılan maksemden almaktadır. Meydanı çevreleyen en önemli yapılardan biri Cumhuriyet Anıtı ve Atatürk Kültür Merkezidir.


5)AZİZ PETRUS MEYDANI (VATİKAN-İTALYA)


      Bu meydan Dünya’nın 4 bir yanından gelen Katoliklerin İbadetleri için Aziz Petrus Bazilikasında ya da önündeki çok geniş avluda yapabilmekdirler. Meydanın bugünkü halini almasında dünyaca ünlü heykeltıraş Gion Lorenzo Bernini’nin çabaları çok önemlidir. Meydanın ortasındaki dikili taş ise Papa V.Sixtus tarafından diktirilen bu taş Mısırda adı bilinmeyen bir firavun tarafından yaptırılmış ve Mısırdan Roma’ya getirilerek diktirilmiştir. Ayrıca Mimarlık ve Sanat Tarihi açısından da çok önemli bir yere sahiptir.


6)TİANANMEN MEYDANI (PEKİN-ÇİN)



       Tiananmen Meydanı adını 1651’de verildi ve aynı zamanda ‘Ulusun Kapısı’ anlamını taşımaktadır. Alan 440.000 metrekarelik bir alana sahip ve içine 1 milyon insan alabilmektedir. Meydan birçok geçit toplumsal kutlamalar ve kanlı gösterilere tanıklık etmiştir.


7)AZADİ MEYDANI (TAHRAN-İRAN)

       Özgürlük meydanı da olarak bilinen Azadi Meydanı Dünyanın en ünlü meydanlarından biridir. 50.000 metrekarelik alana sahip 48 metre yüksekliğindeki kulenin de içinde bulunduğu meydan mimar Hüseyin Emanet tarafından yapılmış ve kulede İslam öncesi-İslam sonrası figürler işlenmiştir.


8)TAHRİR MEYDANI (KAHİRE-MISIR)

       1919 yılında Mısır Devriminden sonra adını almıştır ve özgürlük meydanı olarak ta bilinir. Ayrıca 2011 yılındaki Devrimde de merkez olarak kullanılmıştır. Meydanın ortasında büyük bir kavşak bulunur ve meydanı Milli Demokrat Parti binası Mısır Müzesi Nil Oteli Amerikan Üniversitesinin Kampüsü Arap Birliği Merkez binası gibi yapılar bulunur ayrıca Mısır’ın Napolyon işgaline karşı direnişiyle tanınan Ömer Makram’ın heykeli bulunmaktadır.


9)PARİSİER PLATZ (BERLİN-ALMANYA)

        Napolyon’un düşmesinin ardından Prusyalı müttefiklerin Paris’i ele geçirmesinin ardından zaferi simgelemek amaçlı bu ismi vermişlerdir. 2.Dünya Savaşından önce Berlin’in en büyük meydanıydı. Savaştan sonra ise çevresinde ki çoğu yapı harabeye döndü ayakta kalan en önemli yapı ise Brandenburg kapısı olmuştur. Meydan savaştan sonra onarılmaya başlanmış Berlin Duvarı’nın yıkılasından sonra canlandırma faaliyetleriyle bugünkü haline kavuşmuştur.

BU DA BENDEN J SULTANAHMET MEYDANI (İSTANBUL-TÜRKİYE)



          Bizans Dönemine Hipodrom olarak bilinen meydan Osmanlı Döneminde de At Meydanı olarak bilinmekteydi. Meydanda Ayasofya Sultanahmet Cami gibi önemli ibadet mekanlarının yanı sıra Dikilitaş Yerebatan Sarnıcı ve Türk İslam Eserleri Müzesi yer almaktadır. Meydanın orta yerinde ise Kayzer Wilhelm’in hatırasına yaptırılmış Alman Çeşmesi bulunmaktadır. Meydan Osmanlı döneminde şehzade sünnet düğünlerine yeniçeri ayaklanmalarına ve çeşitli gösterilere ev sahipliği yapmıştır. Ayrıca Halide Edip’in 1920’de yaptığı çok ünlü miting yine Sultanahmet Meydanında yapılıştır. İstanbul’un en önemli turistik mekânı olma özelliği bulunmaktadır.

            Türk Baroku     
       


Amacı Belirsiz Eğlencelik 6 İnternet Sitesi




            Değerli okurlarım sizlere uzun bir aradan sonra kocaman selamlıyorum. Malum öğrencilik boş zaman çok ama işe güce zaman yok ben de bu işsizliği azıcık fırsata çeviriyim dedim ve size yapacak bir şey bulamadığınızda kurcalayabileceğiniz 6 adet internet sitesi derledim. Bu sitelerden istemediğiniz kadar çok var ama ben sadece hoşuma giden 6 tanesini paylaşacağım.

1-Draw a Stickman



www.drawastickman.com/  adresinden ulaşabileceğiniz ilk saçma sitemizi inceleyelim:
İlk olarak size bir kahraman çizmenizi söylüyor daha sonra da bu kahramana çeşitli görevler yaptırıyor. Mesala bir kutu açmanız lazım ama çizdiğiniz kahramanın eli yok sizden el çizmenizi söylüyor ve bunu gibi saçma işler yapıyorsunuz. Ama fazla kaptırmayın yan etki olarak sinir yapabiliyor J.

2-Neave.TV



http://neave.tv/ adresinden ulaşabilirsiniz:
Bu site de bir o kadar saçma. Bu siteyi daha çok zapkoliklerin seveceğini sanıyorum. İçerisinde kısa video, animasyon, klip vs. bulunduran sitede fareye tıklayarak sözde kanallar arası geçiş yapıyorsunuz. Videolar değil kanal geçişleri daha çok eğlenceli geldi bana J.

3-Hunting Arrows
                                                       
open.adaptedstudio.com/hunting_arrows
Bu site daha da ilginç :
Sayfa ortadan ikiye bölünmüş ve sağ tarafa tıkladığınızda renkli oklar, sol tarafa tıkladığınızda ise siyah oklar geliyor. Siz fareyi gezdirdiğinizde renkli okları hareket ettiriyorsunuz, siyah oklar ise renklileri takip ediyorlar eğer yakalarlarsa ok rengi sayfaya boya sıçrıyor ve o ok kayboluyor. Biraz sabırla kendinize çok güzel bir arka plan yapabilirsiniz. Benim en çok uğraştığım buydu herhalde J.

4-Tony-b Machine
Link Burda J : http://www.tony-b.org/



Bu sitede çılgınlar gibi mix yapabilirsiniz. Müzik sever arkadaşlar bu sitede kendilerini DJ yerine koyarak hem istedikleri bir mix yapıp hem de eğlenebilirler.

5-Hacker Typer




Sıra geldi hacker işine girmeye. Bilim kurgu filmlerindeki gibi hızlı  şekilde kod yazmak istiyorsanız bu site tam size göre rastgele tuşlara basıyorsunuz ama ekranda sanki gerçek kod yazarmış gibi kodlar çıkıyor. Çok eğlenceli bir site aman fazla kaptırmayın sonra Matrix gibi dolaşırsınız ortalıkta.

6-Staggering Beauty



İşte saçmalardan seçmelerin sonuncusu : www.staggeringbeauty.com
Resimde gördüğümüz arkadaşımız fare hareketi ile sağa sola dalgalı hareket ediyor. Sadece bu mu diyenler var,
EVET SADECE BU değil. Sürprizi de var, nasıl olduğunu söylemeyeceğim tabiki ama küçük bir ipucu fareye biraz hızlı sallayabilirsiniz.

Bu sitelerin kesinle hiçbir amacı yoktur. Bazısı reklam, bazısı eğlence amaçlıdır. Başka işler yapmaya kalkışmayın zaten bunlarla ne yapılabilir ki. Sıkılınca kurcalayabilirsiniz. Bu yazımın da sonuna geldiniz, okuduğunuz için teşekkürler bizi takipte kalın.

Asr-ı İlim                                                        Gelecekteki Makinacı