Reklam

Barok etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Mimarlık Öğrencilerine Sorulan Dramatik Sorular



MiMARLIK ÖĞRENCİLERİNİNE SORULAN DRAMATİK SORULAR


      Merhaba değerli insanlar. Yaklaşık bir buçuk yıldır sizlere mimari ile ilişkili olan konulardan bahsetmeye çalıştım. Hep mevcut konular üzerinden ilerledim ancak bu sefer bir farklılık olsun istedim ve okuduğum(kazık)  bölümle ilgili biraz bahsetmek istedim. Keyifli okumalar.
Not: Anlatacaklarım mimarlık fakültesinde okuyanların duygu ve düşüncelerine göre değişiklik arz edebilir.
     İç mi Dış mı? Mimarlık zor mu? Yetenek istiyormuş galiba? Elle çizimin harika olması gerekiyormuş! Hiç uyumuyormuşsunuz abi? Gibi soruları kaç defa duydum hatırlamıyorum ve siz de bu soruları merak ediyorsanız artık bu gizeme bir son vermenin vakti geldi.


1)İÇ Mİ DIŞ MI?

İçi seni dışı beni yakar kardeşim. Hep te bu sorulur. İç ne dış ne? İçten ve dıştan kastınız nedir arkadaş. İç mimar içini yapıyor dış mimarda duvar çekip sıva mı atıyor. Bu mu yani… Yapmayın böyle şeyler, lütfen. İç mimarlık daha çok yapıların iç dizaynı ile ilgilenen yeni ve kolektif çözümler üreten kişidir. Biz ise ‘bastırarak söylüyorum’ dış mimar değiliz, mezun olunca unvanımız mimar oluyor. Mimar ise yapının içini, dışını, soyunu, sopunu çizen kişidir. Tabi ki de ilişkili oldukları için Mimar olan kişi kendisini geliştirdiği takdirde iç mimarlıkta yapabilir. Ve artık rica ediyorum lütfen bir mimarlık öğrencisine ya da mimara  iç mi dış mı diye sormayın.   

2)MİMARLIK ZOR MU?


Evet. Diğer soru lütfen. Şaka şaka... Ama zor. Lisansüstü eğitim alacaksın bölümü bitirdiğinde mimar olacaksın, bir dünya para alacaksın(söylentilere göre) ama bölüm zor olmayacak. Elbette zor olacak ve hatta iyi ki zor; yoksa her önüne gelen mimar olsaydı ortalığı Minecraf’ta(çok severek oynarım) çevirirdik galiba. Aslında okuması çok zevkli bir bölüm, ancak onu zor kılan bilgisinin çok olması... E ne var bunda der gibisiniz, haklısınız biraz açıklayayım. Örneğin bir proje çalışması esnasında ne çizeceğinizi, neyi çizeceğinizi, nasıl çizeceğinizi pek bilmezsiniz. Uzman kişilerin(hocalar) dediklerinden bir şey anlamazsınız, yardımcı da olmazlar(bazıları hariç) ve siz bu çaresizlikle abi ve ablalarınızın projelerinden bir şeyler didiklersiniz, oradan buradan öğrendiğinizi sandığınız yarım yamalak bilgilerle en temizinden  proje dersinden çakarsınız.  1 kere kaldıktan sonra bir aydınlanma evresi geçirirsiniz ve neyin nasıl olduğunu öğrenirsiniz.(Ben henüz aydınlanamadım)  

3)YETENEK İSTİYORMUŞ, ELLE ÇİZİMİN MÜKEMMEL OLMASI GEREKİYORMUŞ DOĞRU MU?


Yalan. Hem de külliyen. Hiç abartısız söylüyorum, daha önce hiç resim yapmamış olan bile okuyabilir. Bırakın bu dayatmaları efendim, kısıtlamayın insanları. Benim nice arkadaşlarım var iki şekil çizemeyen ama canavar gibi okuyor takır takır geçiyor.(Temsili değil) Yani yeteneğinizle ya da elinizi harika kullanmanızla mimar olmanın keskin bir bağı yok. Ama şu var elle çizimde başarılı iseniz bu size mutlaka bir artı olarak geri döner. Zaten bölüme girdiğinizde ‘Mimari İfade Teknikleri’ dersi adı altında size bir ders verilir. Burada T-cetveli ile Gönyenin dillere destan olan aşkı anlatılır. Onlara pergel, kalem silgi, 0.3mm kalem, daire şablonu, pistole, portmin gibi alet edevatta şahitlik eder ve teknik olarak bir şeyler kaparsınız.

 Beni en çok çeken T-cetvelinin kağıt üzerinde kayarken çizimi mahvetmesi…

4)FİNAL: SİZ UYUYOR MUSUNNUZ?


Ne uyuması efendim ne münasebet. Uyku ne arar la mimarlıkta. Bakın iyice dinleyin açıklıyorum sırrımızı: Biz fakülteye girdiğimize bize bir chip takıyorlar. Tabii ne sandınız işte o bizi uyumamaya programlıyor. Hatta o chip sayesinde insanlıktan çıkıyoruz o yüzden abidik gubidik yapılar tasarlıyoruz. Tövbe Yarabbim yaa.. Uyuyoruz kardeşim, bizde insanız uyumadan olur mu ya… İnsan dediğin uyur. Ha 1-2 saat uyuyoruz orası ayrı konu.  Hani ne var yani biraz az uyumuş nolur? Ne kadar da uykuyu tatili seven bir milletiz! İşleyen demir pas tutmaz arkadaşlar. Siz beni dinleyin uyumayın çalışın. Bide birbirine yakın iki tabiri burada açıklamak istiyorum birisi uyumak diğeri yatmak. Maalesef aynı şey değiller. Biz belki uyumuyoruz ama sürekli yatıyoruz. Atölye dersleri çok keyifli geçiyor. Derse giriş çıkış serbest derste yiyip içmek serbest hatta birdir bir, uzun eşek, körebe- yok daha pepeler-. Ve şunu da ekleyim her zaman için uyku düzenimiz böyle değil elbette çokça uyuduğumuz zamanlar da oluyor yani arada sırada, denk gelirse…  Gırgır bir yana Projenin ağırlık kazandığı ve diğer derslerin sınavları ve teslimlerinin olduğu haftalarda insanlıktan çıktığımız doğrudur lakin o haftaların dışında sizi temin ederim ki bizlerde sizin gibiyiz.

Yukarda anlattıklarım tamamen bir hayal ürünü değildir. İnanın yaşadığım gördüğüm şeyleri paylaşmaya çalıştım(Daha ilerde bakalım neler göreceğiz). Ayrıca bu yazı kesinlikle bir acıtasyon, depresif, atarlı giderli bir yazı da değildir, eğlence ve bilgi amaçlıdır. Okuduğunuz ve o kıymetli vaktinizi benimle geçirdiğiniz için size çok teşekkür ediyorum. Mutlu günler!  
Not:Detaylı bilgi için benimle irtibata geçebilirsiniz.

Türk Baroku

Artık Modern Fosİl



Merhaba değerli insanlar, bayanlar ve baylar,

Bugün dergi ekibimiz uzun süren çalışmaları sonucunda yeni logomuz üsteki gibidir. Yazılarımız ve çalışmalarımız her zaman ki gibi devam edecektir. Ayrıca bundan sonra dergimizin adı Asr-ı İlim değil Modern Fosil'dir.

Hepinize bu yeni dönemde iyi okumalar dileriz.

Eski Asr-ı İlim yeni Modern Fosil ekibi.

DÜNYACA ÜNLÜ MEYDANLAR

DÜNNYACA ÜNLÜ MEYDANLAR

      Bence insanların toplandığı bir araya geldiği her yerin çok önemeli olduğunu düşünüyorum. O yüzden hiçbir insana saygısızlık yapmadan bu seçimi hem yerel hem de ulusal bazda adını sıkça duyurmuş mekanları seçerek buraya aldım. Alamadıklarım için şimdiden özür dilerim. Keyifli okumalar...      





1)TIMES MEYDANI (NEW YORK-ABD)
      
       İsmini 1904 yılında New York Times’ın yeni binasına yılbaşında taşınmasından alan bu 
meydanın bu açılışı havai fişekle kutlanmasının ardından adeta yeni bir trend aşıladı ve her sene Times Meydanın da yılbaşılar havai fişekle kutlanır oldu. Dünyanın en çok ziyaretçi alan meydanlarından birsidir ve filmlerde görmeye alışık olduğumuz taksileriyle meşhurdur.


2)KIZIL MEYDAN (MOSKOVA-RUSYA)


     Kızıl Meydan ise ismini Rusça da eskiden güzel anlamına gelen ‘krasnaya’ dan almaktadır. Tarih boyunca birçok geçit, kutlama ve mitinglere tanıklık etmiştir. 73.000 metre karelik bir alanı kaplayan bu meydan birçok ünlü yapıyı içerisinde barındırmaktadır ve en ünlüsü de Vasili Blajenni Katedralidir. Ayrıca Kremlin ve Kızıl Meydan 13.yy dan beri Rusya ile olan bağlarından ötürü UNESCO Dünya Mirasları Listesine alınmıştır. 


 3)TRAFALGAR MEYDANI (LONDRA-İNGİLTERE)

      Londra’nın merkezinde yer alan bu meydanın adını tarihte yapılış olan ve İngilizler’i İspanyollara karşı zafer almış olduğu Trafalgar Savaşından almaktadır. İlk adı 4.William meydanıydı. Bugünkü adını ise George Ledwell Taylor önermiştir. Meydanın bugünkü halini almasında peyzaj mimar John Nash ve mimar Charles Bary’nin katkıları yadsınamaz.


4)TAKSİM MEYDANI (İSTANBUL-TÜRKİYE)

      Ve geldik en ünlü meydanlarımızdan biri olan Taksim Meydanı’na… İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde yer almakta olan Taksim Meydanı çevresinde alışveriş merkezleri mağaza otel eğlence ve kültür merkezleriyle çevrilmiş, Cumhuriyet Devrinde Meydan statüsüne kavuşmuş ve birçok toplu eyleme tanıklık yapmıştır. Özellikle 2013 yılındaki Gezi Parkı eylemlerinin merkezi haline gelmiştir.
       İsmini Osmanlı Döneminde civar semtlere su dağıtılmak için yapılan maksemden almaktadır. Meydanı çevreleyen en önemli yapılardan biri Cumhuriyet Anıtı ve Atatürk Kültür Merkezidir.


5)AZİZ PETRUS MEYDANI (VATİKAN-İTALYA)


      Bu meydan Dünya’nın 4 bir yanından gelen Katoliklerin İbadetleri için Aziz Petrus Bazilikasında ya da önündeki çok geniş avluda yapabilmekdirler. Meydanın bugünkü halini almasında dünyaca ünlü heykeltıraş Gion Lorenzo Bernini’nin çabaları çok önemlidir. Meydanın ortasındaki dikili taş ise Papa V.Sixtus tarafından diktirilen bu taş Mısırda adı bilinmeyen bir firavun tarafından yaptırılmış ve Mısırdan Roma’ya getirilerek diktirilmiştir. Ayrıca Mimarlık ve Sanat Tarihi açısından da çok önemli bir yere sahiptir.


6)TİANANMEN MEYDANI (PEKİN-ÇİN)



       Tiananmen Meydanı adını 1651’de verildi ve aynı zamanda ‘Ulusun Kapısı’ anlamını taşımaktadır. Alan 440.000 metrekarelik bir alana sahip ve içine 1 milyon insan alabilmektedir. Meydan birçok geçit toplumsal kutlamalar ve kanlı gösterilere tanıklık etmiştir.


7)AZADİ MEYDANI (TAHRAN-İRAN)

       Özgürlük meydanı da olarak bilinen Azadi Meydanı Dünyanın en ünlü meydanlarından biridir. 50.000 metrekarelik alana sahip 48 metre yüksekliğindeki kulenin de içinde bulunduğu meydan mimar Hüseyin Emanet tarafından yapılmış ve kulede İslam öncesi-İslam sonrası figürler işlenmiştir.


8)TAHRİR MEYDANI (KAHİRE-MISIR)

       1919 yılında Mısır Devriminden sonra adını almıştır ve özgürlük meydanı olarak ta bilinir. Ayrıca 2011 yılındaki Devrimde de merkez olarak kullanılmıştır. Meydanın ortasında büyük bir kavşak bulunur ve meydanı Milli Demokrat Parti binası Mısır Müzesi Nil Oteli Amerikan Üniversitesinin Kampüsü Arap Birliği Merkez binası gibi yapılar bulunur ayrıca Mısır’ın Napolyon işgaline karşı direnişiyle tanınan Ömer Makram’ın heykeli bulunmaktadır.


9)PARİSİER PLATZ (BERLİN-ALMANYA)

        Napolyon’un düşmesinin ardından Prusyalı müttefiklerin Paris’i ele geçirmesinin ardından zaferi simgelemek amaçlı bu ismi vermişlerdir. 2.Dünya Savaşından önce Berlin’in en büyük meydanıydı. Savaştan sonra ise çevresinde ki çoğu yapı harabeye döndü ayakta kalan en önemli yapı ise Brandenburg kapısı olmuştur. Meydan savaştan sonra onarılmaya başlanmış Berlin Duvarı’nın yıkılasından sonra canlandırma faaliyetleriyle bugünkü haline kavuşmuştur.

BU DA BENDEN J SULTANAHMET MEYDANI (İSTANBUL-TÜRKİYE)



          Bizans Dönemine Hipodrom olarak bilinen meydan Osmanlı Döneminde de At Meydanı olarak bilinmekteydi. Meydanda Ayasofya Sultanahmet Cami gibi önemli ibadet mekanlarının yanı sıra Dikilitaş Yerebatan Sarnıcı ve Türk İslam Eserleri Müzesi yer almaktadır. Meydanın orta yerinde ise Kayzer Wilhelm’in hatırasına yaptırılmış Alman Çeşmesi bulunmaktadır. Meydan Osmanlı döneminde şehzade sünnet düğünlerine yeniçeri ayaklanmalarına ve çeşitli gösterilere ev sahipliği yapmıştır. Ayrıca Halide Edip’in 1920’de yaptığı çok ünlü miting yine Sultanahmet Meydanında yapılıştır. İstanbul’un en önemli turistik mekânı olma özelliği bulunmaktadır.

            Türk Baroku     
       


VILLA SAVOYE ÇELİŞKİSİ

        İlk görünüşte dikkatleri üzerine çeken bu yapı ünlü mimar Le Corbusier’in Savoye ailesi için(1929-1931) yaptığı villadır. Yapı Paris’e çok yakın bir banliyöde bulunmaktadır.




Form olarak dünyaca ünlü yapılar arasında gösterilir ‘Villa Savoye’. Mimara göre yapının önce yerden kopması ve zeminde yükselmesi gerekir, binanın çatı bahçesi olması, serbest cephe ve serbest plan anlayışında; yatay ve uzun pencerelerinin olması gerektiğini vurgular. Estetik olarak çok narin olan bu yapının şu an da müze olarak kullanılmasının hikayesi tuhaf ve belki de müze olması daha sağlıklı gibi…



      İsterseniz gelin bu zarif yapının tuhaf hikayesini öğrenelim. Mimar projesini tamamlamış sunumu yapmaktadır fakat sunum çetin geçmektedir. Ailenin tüm itirazlarına rağmen Corbusier çatının düz olması konusunda aileyi ikna etmişti. Ayrıca düz çatının daha kolay yapılacağını, temizliğinin kolay yapılabileceğinive daha ucuza mal olacağını, Madam Savoye’nin rutubetli zemin kat yerine yazları serin olan çatıda jimnastik yapabileceğini söyleyerek aileyi ikna etmeyi başarmıştır. Ancak Savoye’lar eve taşınalı henüz bir hafta olmadan çatıdan junior Savoye’nin odasına yağmur suları akmaya başlamıştı ve o kadar fazla su akıyordu ki çocuğun akciğerleri iltihaplandı ve zatüre oldu. Madam Savoye durumu bir mektupla çatı ile ilgili şikayetlerini dile getirdi. Le Corbusier ise sorunun hemen çözüleceğini söyledi ve çok eleştirilen düz çatı hakkında ise kendini savunmaktan geri kalmadı ve mektubuna şu sözleri ekledi. ‘Alt kata salona bir defter koyun, evinizi görmeye gelenlerden bu deftere adlarını ve adresleri yazmalarını rica edin, defterde ne kadar ünlü kişinin adıyla karşılaştığınıza şaşıracaksınız.’  2.Dünya Savaşının patlak vermesiyle Savoye ailesi evi terk etmiş, Le Corbusier de form olarak başarılı fakat içinde yaşanması elverişsiz olan bu yapı için adalete hesap vermekten kurtarmış oldu.

        
         
Bir final yapmam gerekirse; Çok zeki ve çok ünlü mimar Le Corbusier gibi üstadı eleştirmek belki bana düşmez ama aldığım eğitim gereği ufak bir eleştiri getireceğim. Form, biçim, estetik ve sadelik açısından dünyaca ünlü olduğunu ve birçok mimara ilham oluşturduğunu ayrıca mimarın bina düşüncesine uygun olduğunu görmekteyiz. Fakat Villa Savoye’nin tam anlamıyla başarılı olduğunu söyleyemem. Çünkü bir mimar yapı tasarımı yaparken insanların o yapı içinde rahatça hareket edebilecekleri, sağlıklı bir şekilde hayatlarını sürebilecekleri ve ihtiyaçlarına en iyi cevap olacak tasarımlar geliştirmek zorundadır. Bu mimarın en öncelikli misyonudur. Ama yine de tüm suçu mimara yıkmak vicdansızlık olabilir ve belki de inşa aşamasında bir hata yapılmışta olabilir. Gerçekten de üzerinde çokça konuşulabilecek bir konu ‘Villa Savoye’.  İçinde mutlu olacağımız, sevdiklerimizle birlikte en iyi anılarımızı paylaşacağımız evler içinde bir yaşam sürme dileği ile… Sağlıcakla kalın.

Not: Mimarınız başarılı olsun J


                                                                                                       

                                                                                                           Türk Baroku   

FARKLI MİMARİ İFADE BİÇİMLERİ


    ‘Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır’ derler işte bu söz aslında mimarlar için

de geçerlilik taşır. Evet her mimarın mimariye olan bakış açısı, tasarımının

ifadesi, çevreye ve kente bakışı birbirinden farklıdır.

          1.Yüzyılda yaşamış olan Romalı mimar Vitrivius’un De Architectura

kitabında mimarlığın başarılı olmasını Utilitas Firmitas Venustas(kullanışlılık

sağlamlık güzellik) üçlemesine bağlamıştır. Rönesansta ise sağlamlık yerine

kullanıcılık-süreklilik kavramı gelmiştir.Modernizm ile beraber sanatın

edebiyatın ve doğal olarak mimarinin tekrar sorgulanması klasik dönemin






yavaş yavaş eski olarak kalması; postmodern dönemde de modernizmi aşma

çabaları soruların ve sorguların daha temele inmesiyle beraber oluşan yeni

akımlar en belirgin olarak mimari yapıtlarda kendilerini ifade etmektedirler.

Bunun en iyi örneklerini 20.yy. da ki eserlerde görmekteyiz. Antonio

Sant’Elia ve Mario Chiattone’nin(mimarlar olarak) başını çektiği fütürizm

akımının yayınlanan ilk manifestosunda şu ibare dikkat çekicidir: ‘Biz

tehlike, enerji ve yalınlığın şarkısını söyleyeceğiz ve açıklıyoruz ki dünya

yeni bir güzelle zenginleşmektedir. Hızın güzelliğiyle, yılankari egzos

borularından çıkan patlayıcı nefesiyle bir yarış otomobili kükreyerek

giderken makinalı tüfekler gibi sesler çıkaran bir otomobil antik güzelliğin

simgesi olan Yunan heykellerinden kat kat güzeldir.’ İşte bu ana düşünce

eserlerin ve yapılarının temel taşını oluşturmaktadır.

        Yine aynı devirde ‘realist manipesto’ adı altında yayınlanan

konstrüktüvizm akımı birçok sanatçı ve mimarı etkilemiş eserlerini ve

tasarımlarını anlatmada yardımcı olmuştur. Aslında daha çok Rus santçılarını ve

mimarlarını etkilemiştir.(O dönemin siyasi ideolojilerinden dolayı) Vladamir

Tatlin(3.Enternasyon Binası) ve Lissitzky bu akımla adını duyuran mimarlardan.

Dekonstrüktivizm ise mimari olarak konstrüktivizm ile ortak noktaları

bulunsada farklı yönleri bulunmaktadır. Dekonstrüktivizm de biçim ne kadar

bozulursa(deformed) tasarım da o kadar parçalanmış olur(deconstructed). Frank

Gehry(Walt Disney Opera Binası, Guggenheim Müzesi, Dans Eden Ev,

Weisman Sanat müzesi gibi), Zaha Hadid ve diğer ünlü mimarlar için

tasarımlarının ifadelerini mümkün kılmıştır bu akım.

           Toparlarsam; bir düşünceyi aktarmanın en iyi yolu onu ifade etmektir.

Mimaride ifade ise o projenin, tasarımının en önemli aşamalarından biridir.

Hedef kitleyle en iyi iletişime geçmenin yoludur. Bu ifadeyi sanat, edebiyat,

sosyal olaylar ve sayamadığım bir sürü şey  her zaman etkilemeye devam

edecektir.

Not: Resimleri incelemenizi tavsiye ederim. Ayrıca görsel ifade, ifadenin en

güzel yollarından biridir. Keyifli incelemeler. Teşekkür Ederim

                                                                           Türk Baroku

CAMİ MİMARİSİNDE DEVRİM

CAMİ MİMARSİSNDE DEVRİM
EMRE AROLAT SANCAKLAR CAMİ İNCELEMESİ
                  
          İlk bakışta herkesi hayrete düşüren bu caminin bir küçük incelemesini yapmaya çalışacağım. Öncelikle ibadethane insanları bir araya getiren onları sosyalleştiren kimi zaman onları korumak ve barınma ihtiyaçlarını karşılamak için yapılmış mekanlardır. Zamanla gelişen mimari akımlar ibadethanelerin formlarına, taşıyıcılığına, özüne ve felsefik boyutuna yön verdi. Bizden örnek verecek olursam; Selçuklularla başlayan cami formları Osmanlı ile devam etti Mimar Sinan döneminde zirve yaptı. Günümüzde ise maalesef  hala Sinan’ı taklit etmekteyiz altını çiziyorum tekrar değil taklit ediyoruz. Hem de daha kötü malzemelerle… Günümüz çağının modern mimari yönelimlerine cevap verecek bir cami yapılması, özellikle bizim gibi tutucu bir millette var olması çok zor görünse de bu zihniyete kafa tutan bir eser var; Dünya Mimarlık Festivali ödüllü Sancaklar Cami.

(Sancaklar Cami Minaresi)


          Kısaca cami hakkında bilgi; Cami Büyükçekmece de Toskana vadisinde yerin 6 metre aşağısında bulunmaktadır. Mimarı dünyaca ünlü Emre Arolat ve yaptıran ise Hedef Holding Yönetim Başkanı Ethem Sancak. Klasik camilerin aksine bir kubbesi yok. Ve yapı çoğunlukla yerin altında olduğu için camiyi belli eden tek şey minaresi. İnsanlar ancak yapının yanına gittiğinde orasının bir camii olduğunu fark edebiliyorlar. Böyle olması bazı kesimler tarafından ağır eleştirilse de mimarının böyle bir tasarım düşüncesine bürünmesi Hira Mağrası’nın etkisi ya da sığınılacak bir yer olarak görülmesi de denilebilir. Betonlaşan ve gökyüzünü kapatan yapıların  sıklaştığı bu dönemde sadeliği ile adeta günümüze meydan okumakta Sancaklar Camii. Arolat’ın da İfadesiyle ‘Görülmemek üzere değil de bağırmamak üzere bas bas bağırmayan camii.’
        Camii, dış cephede kullanılan malzemelerin sadeliği, tevazuyu ve bulunduğu arazi ile sizleri yoğun, sıkışmış olan bu karmaşık dünyadan koparıp, yaradana daha da yaklaşmak ibadetin özüne inmek anlamında sizleri kendi içine buyur ediyor. E biz de davete icabet edip caminin içine doğru yol alıyoruz. Loş bir ortam, doğal ışıkları kullanılarak oluşturulmuş bir iç mekan, insanların huşu içinde ibadetlerini yapmak için adeta ecdat yapılarıyla yarışa giriyor. Dış mekandaki tevazu sanki içeride yansımış gibi… Girişte hemen karşımızda bizi bir ‘vav’ harfi karşılıyor ve oda sanki caminin kendisi gibi sadeliği ve bu zamanda böyle bir yapının meydan okumasını içeriden haykırıyor ‘duyabilene’.

(Sancaklar Cami Bir Cephesi)


         Bu zamana kadar birçok başarıya imza atan EAA’yı(Emre Arolat Architects)  ben bir kez daha tebrik etmek istiyorum. Çünkü böyle gelenekçi bir toplumda böyle farklı formda bir camii projesini hayata geçirmek oldukça cesurca bir iş. Sancaklar Cami eleştirile dursun, o yalnız duruşu ve haykırışı belki şimdi değil ama bir 50 yıl sonra ‘Evet bu değişim, bu yenilik bu camii ile başlamıştı’ denilecek, örnek olarak tepelerde ki yerini alacak. Ve bizler de artık modernleşen mimarinin örneklerini ülkemizde görmek, yeniliklere her zaman açık olmak, eleştirilerimizi bile daha pozitif yönde yapmak adına kendimizi geliştiririz.

(Minaredeki Allah-u Ekber Yazısı)


      Yazımı Emre Arolat’ın sancaklar cami için kaleme aldığı şiirle bitiriyorum.
Herhangi bir yerdir burası, secde edilen.
Temizdir.
Tevazu şiarıyla imal edildi.
Ne övünür şekliyle, ne kabarır eşkaliyle.
Yaratanla insan arasına girmez görkemiyle
Kaçınır.
Biçimlerin ardına gizlenen özü arar daha ziyade.
Hafifçe ilişir yeryüzüne.          
Adeta hemhal olur hem tepeyle hem vadiyle, doğadan ödünç aldığı cildiyle.
Sanki hep oradaymışçasına.
İçi de sadedir dışı gibi, takıp takıştırmaz, bağırıp çağırmaz.
Dedim ya alçak gönüllüdür.
Kıble duvarını yıkayan ışıktır yegane tezyinatı.

İlk taslakları gördüğünde, ’burada bir an önce namaz kılmak istiyorum’ demişti
Allah’ın akıl bir kulu
Pek mutlu etmişti bu emel, bu içten söz beni.
Umarım ki ziyadesiyle mutlu olurlar burada huşu içinde ibadet edenler de

(Sancaklar Cami iç mekan)

Türk Baroku

Asr-ı İlim Dergisi Yazarları Tanıtım Filmi



Öncelikle bizleri takip eden 10 binlere teşekkürü bir borç biliyoruz. Şimdiye kadar Asr-ı İlim yazarları olarak gizliliğimizi koruduk ama artık gizlendiğimiz yerden çıkıyoruz...



EN DİKKAT ÇEKİCİ 10 MİMARİ YAPI

EN DİKKAT ÇEKİCİ 10 MİMARİ YAPI   

       Burada yapacağım sıralama kötüden iyiye doğru ya da az estetik olandan çok estetik olana doğru değildir. Burada ki amacım dünyaca ünlü en ilginç mimari eserleri sıralamak. Şimdiden keyifli okumalar daha doğrusu keyifli incelemeler.                 

10) CYBERTECTURE YUMURTA (MUMBAİ, HİNDİSTAN)  

   
       Adından da anlaşılacağı üzere yumurta şeklinde yapılmıştır. 13 kattan oluşan ve 33.000 metrekare alan kaplayan bu yapı en ilgi çekici mimari yapıları arasında yer alıyor. Ayrıca akıllı bina sınıfında yer almaktadır. Şöyle ki bu yapı güneş enerjisinden maksimum düzeyde faydalanacak şekilde tasarlanmıştır. Çevre dostu ve ekolojik dengeye olan uyumu onun 21.yüzyıl mimarisinin en güzel örneklerinden biri kılıyor.

9) ERWIN WURM EV SALDIRISI (VİYANA, AVUSTURYA)


       
    Bunu ilk gördüğümde çok şaşırmıştım. Gerçekten de çok ilginç. Evet yanlış görmüyorsunuz ev gerçek ve binaya ters girmiş durumda. Üretkenlik konusunda Erwin Wurm'un ev saldırısı eseri oldukça iyi bir konumdadır. Bu yapı Avusturya'nın başkenti Viyana da bulunan bir müze…

8) KÜBİK EVLER (ROTTERDAM, HOLLANDA)

 

  Sanatsal olarak ilginç yapılardan bir tanesi daha... Düzenin ve dengenin mükemmel bir uyumunu bize sunuyor bu kübik evler. Bu evlerin bir kısmı okul bir kısmı da ofis olarak kullanılıyor. Fakat burada ders alan öğrencilerin pek de memnun olduğunu söyleyemeyiz ama şurası da bir gerçek ki bu evlerin Hollanda turizmine katkısı yadsınamaz.

7) KANSAS ŞEHRİ HALK KÜTÜPHANESİ (MISSOURI, ABD)


         
      Günümüz teknolojisinin çok gelişmesi bilgisayar ve cep telefonlarına olan ilginin artması kitaplara ve dolayısıyla kütüphanelere olan ilgiyi azalttı. Bu ilginin yeniden canlanması adına Amerika'nın Kansas eyaletinde bu harika proje hayata geçirildi. Belki de günümüzde teknolojiyi geri planda bırakan nadir eserlerden biri.

6) HİNDU TAPINAĞI (NADİ, FİJİ)


     
   Klasik bir Hindu tapınağı gibi dursa da bunda daha farklı motifler kullanıldığını görüyoruz. Bu müthiş motifler Hindular için çok büyük anlamlar taşıyor. Hindular hayat enerjilerini buna bağlı oldukları hatta buradan geldiğine inanmaktadırlar. Gerçekten de çok nadide ve çok ince işçilikle yapılmış bir eser.

5) SEPET BİNA (OHIO, ABD)


           
   Sepet gibi duran bu yapı dünyaca ünlü sepet üreticisi Longaberger firmasının ABD de ki genel binası. Firmanın kurucusu olan Dave Longaberg'in fikri olan tasarım, ilk açıklandığın da herkes dalga geçildiğini sansa da vakit kaybedilmeden hayata geçirilmiştir. Son zamanların en dikkat çeken eserlerinden biri olan 7 katlı bu yapı sayısız tasarım ödülünü de müzesinde barındırmaktadır.

4) DANS EDEN BİNA (PRAG, ÇEK CUMHURİYETİ


        
 Bir diğer ismi de sarhoş evdir.  Mimarının dans eden bir çiftten esinlenerek yaptığı bu eser gerçekten de çok özgün bir yapıt olarak dikkatimizi çekmeyi başarıyor. Dans eden bina Hollanda kökenli bir sigorta şirketine aittir.

3) AYAKKABI EV (PENSILVANYA, ABD)



       Bu yapının ilginç olmasını sağlayan bir faktör de binayı yapan kişinin bir ayakkabı satıcısı olan Mahlon Haines olmasıdır. Mahlon, 1948 de kendi ayakkabı reklamlarını yapmak için inşa ettirmiştir. Şu an ise evde gezilebiliyor. Ev, 2 salon 1 çalışma odası 1 dinlenme odası 3 yatak odası ve 2 banyodan oluşuyor.

2) WONDERWORKS (PIGEON FORGE, ABD)



         "Şiddetli bir havaya maruz kalan bir binanın başka bir bina üzerine baş aşağışmesi" temalı bu bina, bazı bölümlerinde sergiler, bazı bölümlerin de ise matematik ve fizik alanlarında aktivitelere sahiptir. Akşam yemekleri ve sihir gösterileri de olmaktadır. Mimarı Terry Nicholsondur.

1) RÜYA DİYARI (SOPOT, POLANYA)



       Hayal gibi... Bu yapı üretkenlik açısından ilk sıralarda yerini alır. Binanın ağaçlarlarla ve sokak lambasıyla olan muazzam dansını izleyebilirsiniz. İskeletsiz olması da onu diğer mimari yapılardan farklı kılan en önemli özelliği olsa gerek. 

       Bitirirken; İnsanoğlu dünya serüvenine başladığından beri en temel özelliği olan barınma ihtiyacını zamanla geliştirdi, sanatla yoğurdu, yeni teknikler keşfetti, mimarlık ve mühendislik bizi daha rahat bir yaşam sunmak için uğraştı ve hala uğraşmakta. Varlığımızı sürdürdüğümüz ölçüde daha sağlam, daha güzel, daha estetik yapılar yapmaya devam edeceğiz. Esenle kalın

                                                        Türk Baroku