Reklam

FOTOĞRAFIN DERDİ


Evet sevgili okurlarım bu yazımda da sizlere Asr-ı İlim Dergisine giden yolun fotoğraf

durağından sesleniyorum. Uzun zaman oldu yazı yazmayalı öncelikle sizlerden özür

diliyorum. Bu yazımda yine fotoğrafı, hayal gücünü, insana kattıklarını, sanatı ve neleri

değiştirdiğini konuşacağız. Önceki yazımda da bahsetmiştim fotoğrafı herkes çekebilir ama

fotoğrafa sanatsal boyutu herkes kazandıramaz. Peki sanatsal boyutu kazandırmak için neler

yapılmalıdır ? Sanatsal olması için bir fotoğrafta nelerin olması gerekir ? Bu yazımda kalemim

yettiğince bu soruların cevabını vermeye çalışacağım.

Öncelikle fotoğrafınızın bir derdi olmalı. Anlattığı bir şeyler olmalı. Fotoğrafın ansızın

karşımıza çıkan ve anı yakalama işi olduğunu bir kenara bırakırsak neyi nasıl çekeceğimizi

bilmemiz gerekir. Bir kompozisyon ve anlamlı bütünlük oluşturmak gerekir. Bu bütünlükleri

kurabilmek ve farklı açılardan bakabilmek için ilk olarak çok iyi bir gözlemci olunması lazım.

Örneğin ;  Bir cenaze töreninde yürüyüş esnasında fotoğraf çekeceksiniz. İlk akla gelen tüm

topluluğu alabilmek için karşılarına geçip deklanşöre basmaktır. Ama etrafınızdakileri iyi

kullanırsanız ve kimsenin görmediğini yakalarsanız işte o zaman fotoğrafınız daha fazla anlam

kazanacaktır. Bunu bir fotoğraf üzerinden anlatmak istiyorum sizlere.





 Bu fotoğraf Erzurum'da trafik kazası sonucu hayatını kaybeden bir öğrenci için düzenlenen yürüyüşte çekildi. Herkes

karşı cephelerden fotoğraf çekerken bu fotoğraf da ise üzerimize asmak için verilmiş bir

fotoğrafı ağaç dalına asılmış ve focus-defocus(netlik-bulanıklık) tekniğiyle çekilmiş bir

fotoğraftır. Kurulan kompozisyon ise ağaç, yaşam ve ölümü anlatır. Fotoğrafın altında

"unutmayacağız" yazısı yazmaktadır. Bu fotoğrafın sanatsal ve dramatik bir boyutu vardır.

Sanatsal boyutu kazandırmada ikinci adım olarak çok okunması gerekir. Okumak hayal

gücünü arttırır. Farklı açılar yakalamanızı sağlar. Unutmayın ki kompozisyon kurarken

okumanın çok faydası olacaktır. Bilgi birikiminiz arttığı için fotoğrafta da bilginiz konuşacaktır.

Önceden uygulanan günümüzde ise artık teknoloji ile birlikte çok uygulanmayan bir

yöntemden bahsedeyim. Sizlere de tavsiye ediyorum bunu. Bundan seneler önce fotoğraf

çekmek için ilk önce bir kağıt kalem alınır ve hikaye yazmaya başlanırdı. Hikaye derken öyle

sayfalarca yazılmış hikayeler değil(sayfalarca yazılmış da olabilir). Sonra bu hikayenin

fotoğrafları çekilirdi. Hikayenize uygun kareyi ya hayatın içinden yakalayama yada kendiniz o

kareyi oluşturmaya çalışırdınız. Böylelikle çok anlamlı ve hikaye kokan fotoğraflar ortaya

çıkardı. Hatta sonradan bu fotoğraflara isim koyulurdu, hikaye başlığı gibi. O yüzden denir

"Her fotoğrafın bir hikayesi vardır." Bence denemekte fayda var. Sizlerden rica ediyorum

hatta söz veriyorum. Sizlerde hikaye kurup fotoğraf çekip bizlere gönderirseniz bunları

facebook sayfamızdan hikayeniz ve isminizle birlikte paylaşacağım :) Bence çok heyecan dolu

Sanatsal boyutu kazandırmada elbette çok adım vardır ama bu yazımızdaki son adım olarak

bol bol fotoğraf çekilmesi gerekir. Çekmekle kalmayıp fotoğraf sayfalarını ve dergileri de

takip etmek lazım. İlk başlarda elbette güzel fotoğraflar çıkmayacaktır. Ama unutmayın ki bu

çıkmayacağı anlamına da gelmez. Zamanla göz aşinalığı ve fotoğrafı tanıdıkça daha güzel

kareler ortaya çıkacaktır. Her zaman özellikle bahsettiğim görsel hafıza ve hayal gücünüz bu

sayede genişleyecektir. Şunu da unutmayın ki bazen kelimelerin anlatamadığı yada çare

olamadığı hisleri, duyguları ve olayları tek bir fotoğraf karesiyle anlatabilirsiniz. Bu konuda

yardım almak isterseniz bana facebook sayfamızdan(www.facebook.com/asriilim) ve mail

adresimizden(asriilim@gmail.com) ulaşabilirsiniz. Siz değerli okurcanlarıma teşekkür

ediyorum ve bol fotoğraflı zamanlar diliyorum. Bir sonraki yazı da tekrar görüşmek üzere.

0 yorum(lar):