Reklam

fotoğraf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

DİKKAT! FOTOĞRAF ÖLDÜRÜR!



Asr-ı İlim dergisinin fotoğraf durağından bu ayda hareket vakti geldi sevgili okurcanlar J Bu yazımda fotoğraf çekmenin ne kadar kolay olduğunu gösteren(!) 10 fotoğrafı sizlerle paylaşıp, birlikte değerlendireceğiz. O fotoğraflara geçmeden önce fotoğrafın sadece makineyi alıp deklanşöre basmakla yada telefonla çekilmeyeceğini söylemiştim. Fotoğrafta bir kompozisyon olmalı ve bir amaca hizmet etmelidir. “Eğer derdimi sözcüklerle anlatabilseydim yanımda her zaman bir fotoğraf makinesi taşımazdım.” Diyecek kadar fotoğrafa sevdalı olmak lazımdır. Hatta ölümüne bağlı olmak lazımdır. Şimdiden uyarıyorum dikkat edin okurcanlar fotoğraf çekmek öldürür ;)




Şimdi düşünelim bir ormanlıktasınız tripotu kurdunuz ve fotoğraf çekiyorsunuz. Herşey güllük gülistanlık gidiyor ve haberiniz olmadan arkanızdan bir ayı gelse ne yaparsınız ? Tabiiki tabanlara kuvvet kaçarsınız? Şaka mı bu demeyin buyrun fotoğrafı J





Dediğim gibi fotoğraf çekmek bir aşk işidir. Hatta bu aşkla yanmalısınız ve başka ateşler sizi yakmamalı. Örneğin bir yanardağın üstüne çıkabilmeli ve üstünüze sıçrayan ateşe rağmen fotoğraf çekmeye devam etmelisiniz. Nasıl mı olacak dersiniz. Buyrun size ödüllü ve yanan bir fotoğraf ;)




Bir ırmak ve deniz var önümüzde. Orda da kesilmiş  bir ağacın üstünde bir kuş var. Bunu yakından çekmek istiyorsunuz. Irmak çok tehlikeli kamufle olmanız gerekiyor. Daha sonrasında ise her şeyi göze alarak o suyun içine girmeniz gerekiyor. O zaman ışığınız bol olsun J




Bazen fotoğrafçı neyle karşılaştığını bilemez. O yüzden bol ekipmanla gitmesi lazım. Tabii bu hiç kolay bir iş değil. Abimize kolay gelsin diyoruz J



Bir sahildesiniz ve manzara çok güzel.. Kendinizi işinize kaptırdığınız bir sırada dev dalgalar size doğru gelmeye başlarsa ne yaparsınız. Herşeyi göz önünde bulundurmak lazım.




Boşa demiyorum fotoğraf öldürür diye. Bir haber yada belgesel çekimine gittiniz. Karlı ve vahşi bir ortamdasınız. Ama fotoğraf aşkı her şeyden önce gelir bir kartal sizi yakalayıp götürecek olsa bile..




Fotoğraf için biraz da aksiyon lazım tabiiki. Emek olmadan yemek olmaz. Risk almak lazım ki etkileyici kareler yakalansın. Bu bir dağa asılı merdivenin ucunda durmak olsa bile..




Bazen de doğru anı beklerken bir ömür geçer gider. Hatta ömrünüz geçerken soğuk hava şartlarından dolayı karlar içinde donabilirsiniz bile..




Peki iki ayının arasında kalırsanız ne olacak ? Olmaz demeyin böyle riskler her zaman vardır. Eğer ayılar sevecen değilse o zaman geçmiş olsun J



Şimdi belki de hepinizin fazlaca gördüğü bir fotoğrafı sizlerle paylaşalım. Bu fotoğrafda fotoğrafı çeken kişi vicdan azabından intihar etmiştir. Fotoğraf mı çekeyim yoksa yardım edeyim derken arkasında çocuğun ölmesini bekleyen akbabaya rağmen fotoğrafı çekmiştir. Çocuk ölmüştür ama çeken kişi yardım edememiş ve bu fotoğraftan ödül almıştır. Ne yazık ki ödül almak bazen çare değildir. Dikkat edin fotoğraf öldürür sevgili okurcanlar..




Bu yazıda gerçekten alıntılar ve mizahi fotoğraflar vardır. Ama unutmayalım ki fotoğraf basit bir iş değildir ve ne canım bunda makinesi var çekiyor denmemelidir. Fotoğrafı çeken makine değildir. Hatta "En iyi fotoğraf makinesine sahip olan en iyi fotoğrafı çekseydi, en iyi daktiloya sahip olan da en iyi yazıyı yazardı." diyen Ara Güler'e de burdan selam yollayalım. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere hepiniz Allah’a emanet olun. Işığınız bol olsun.





















FOTOĞRAFIN DERDİ


Evet sevgili okurlarım bu yazımda da sizlere Asr-ı İlim Dergisine giden yolun fotoğraf

durağından sesleniyorum. Uzun zaman oldu yazı yazmayalı öncelikle sizlerden özür

diliyorum. Bu yazımda yine fotoğrafı, hayal gücünü, insana kattıklarını, sanatı ve neleri

değiştirdiğini konuşacağız. Önceki yazımda da bahsetmiştim fotoğrafı herkes çekebilir ama

fotoğrafa sanatsal boyutu herkes kazandıramaz. Peki sanatsal boyutu kazandırmak için neler

yapılmalıdır ? Sanatsal olması için bir fotoğrafta nelerin olması gerekir ? Bu yazımda kalemim

yettiğince bu soruların cevabını vermeye çalışacağım.

Öncelikle fotoğrafınızın bir derdi olmalı. Anlattığı bir şeyler olmalı. Fotoğrafın ansızın

karşımıza çıkan ve anı yakalama işi olduğunu bir kenara bırakırsak neyi nasıl çekeceğimizi

bilmemiz gerekir. Bir kompozisyon ve anlamlı bütünlük oluşturmak gerekir. Bu bütünlükleri

kurabilmek ve farklı açılardan bakabilmek için ilk olarak çok iyi bir gözlemci olunması lazım.

Örneğin ;  Bir cenaze töreninde yürüyüş esnasında fotoğraf çekeceksiniz. İlk akla gelen tüm

topluluğu alabilmek için karşılarına geçip deklanşöre basmaktır. Ama etrafınızdakileri iyi

kullanırsanız ve kimsenin görmediğini yakalarsanız işte o zaman fotoğrafınız daha fazla anlam

kazanacaktır. Bunu bir fotoğraf üzerinden anlatmak istiyorum sizlere.





 Bu fotoğraf Erzurum'da trafik kazası sonucu hayatını kaybeden bir öğrenci için düzenlenen yürüyüşte çekildi. Herkes

karşı cephelerden fotoğraf çekerken bu fotoğraf da ise üzerimize asmak için verilmiş bir

fotoğrafı ağaç dalına asılmış ve focus-defocus(netlik-bulanıklık) tekniğiyle çekilmiş bir

fotoğraftır. Kurulan kompozisyon ise ağaç, yaşam ve ölümü anlatır. Fotoğrafın altında

"unutmayacağız" yazısı yazmaktadır. Bu fotoğrafın sanatsal ve dramatik bir boyutu vardır.

Sanatsal boyutu kazandırmada ikinci adım olarak çok okunması gerekir. Okumak hayal

gücünü arttırır. Farklı açılar yakalamanızı sağlar. Unutmayın ki kompozisyon kurarken

okumanın çok faydası olacaktır. Bilgi birikiminiz arttığı için fotoğrafta da bilginiz konuşacaktır.

Önceden uygulanan günümüzde ise artık teknoloji ile birlikte çok uygulanmayan bir

yöntemden bahsedeyim. Sizlere de tavsiye ediyorum bunu. Bundan seneler önce fotoğraf

çekmek için ilk önce bir kağıt kalem alınır ve hikaye yazmaya başlanırdı. Hikaye derken öyle

sayfalarca yazılmış hikayeler değil(sayfalarca yazılmış da olabilir). Sonra bu hikayenin

fotoğrafları çekilirdi. Hikayenize uygun kareyi ya hayatın içinden yakalayama yada kendiniz o

kareyi oluşturmaya çalışırdınız. Böylelikle çok anlamlı ve hikaye kokan fotoğraflar ortaya

çıkardı. Hatta sonradan bu fotoğraflara isim koyulurdu, hikaye başlığı gibi. O yüzden denir

"Her fotoğrafın bir hikayesi vardır." Bence denemekte fayda var. Sizlerden rica ediyorum

hatta söz veriyorum. Sizlerde hikaye kurup fotoğraf çekip bizlere gönderirseniz bunları

facebook sayfamızdan hikayeniz ve isminizle birlikte paylaşacağım :) Bence çok heyecan dolu

Sanatsal boyutu kazandırmada elbette çok adım vardır ama bu yazımızdaki son adım olarak

bol bol fotoğraf çekilmesi gerekir. Çekmekle kalmayıp fotoğraf sayfalarını ve dergileri de

takip etmek lazım. İlk başlarda elbette güzel fotoğraflar çıkmayacaktır. Ama unutmayın ki bu

çıkmayacağı anlamına da gelmez. Zamanla göz aşinalığı ve fotoğrafı tanıdıkça daha güzel

kareler ortaya çıkacaktır. Her zaman özellikle bahsettiğim görsel hafıza ve hayal gücünüz bu

sayede genişleyecektir. Şunu da unutmayın ki bazen kelimelerin anlatamadığı yada çare

olamadığı hisleri, duyguları ve olayları tek bir fotoğraf karesiyle anlatabilirsiniz. Bu konuda

yardım almak isterseniz bana facebook sayfamızdan(www.facebook.com/asriilim) ve mail

adresimizden(asriilim@gmail.com) ulaşabilirsiniz. Siz değerli okurcanlarıma teşekkür

ediyorum ve bol fotoğraflı zamanlar diliyorum. Bir sonraki yazı da tekrar görüşmek üzere.

Canon Tahta Tekrar Oturuyor ; 50 Megapiksel Canon 5Ds ve 5Ds R


Merhaba sevgili okurlar ve değerli fotoğraf severler.. Sizleri Asr­-ı İlim dergisinin fotoğraf

durağından ikinci yazıyla tekrar selamlıyorum. Bu yazımda fotoğraf severlerin ilgisini

çeken ve rekabet ortamından 1. sıraya oturan bir fotoğraf makinesinden bahsedeceğim.

Bu makine 50 Megapiksel özelliğe sahip Canon 5Ds. Uzun zamandır beklenen bu makine

tam 50 megapiksel özelliğinde. Canonun çıkardığı bu makine şimdiye kadar ürettiği en

yüksek megapiksel özelliğine sahip. Canon 5D mark II'yi çıkardığında en yakın rakibi

D700'e karşı büyük bir zafer elde etmişti. Bundan acı bir ders çıkaran Nikon ise üst seviye

full frame D800 ve D810'u 36 megapiksel olarak çıkardı ve megapiksel yarışında zirveye

oturmuştu. Bu kadar megapiksel fotoğrafla ciddi şekilde ilgilenenlerin tepkisine yol açsa

da satış anlamında bir avantaja dönüştüğü gerçek. Daha fazla megapiksel her zaman iyi

sonuçlar getirmiyor, çünkü yüksek boyut ve yüksek depolama alanını da gerekli kılıyor.


Nikon D810 ile çekilen fotoğrafların 50 MB olduğunu düşünürsek Canonun çıkardığı bu

makine de ise 75 MB bulacağını tahmin ediyorum . Bu da 8 GB bir hafıza kartı olduğunu

düşünürsek ortalama 100 fotoğraf ediyor. Eski filmli dönemlere dönmüş gibi değil mi :)

Sadece makine almakla yetinmeyip yüksek boyutlu hafıza kartlarını da almak farz oluyor.

Bununla da bitmiyor tabii ki.. Yüksek boyutlu fotoğraflar bilgisayarı kasacağından bir

bilgisayar birde harddisk almak şart oluyor. 50 Megapikselin diğer bir güzelliği ise yüksek

çözünürlüklü fotoğraflar elde etmesi. Bir fotoğrafçı için olmazsa olmaz photoshop

işlemlerinde bile çok az çözünürlük ve netlik kaybı var. Ayrıca bina giydirme gibi yüksek

çözünülürlüklü fotoğraf çekenlerin gözdesi olacağa benziyor..

Canon 5D classic ismiyle hatırladığımız bu makine 5D full frame makinelerin

öncülerindendi. Daha sonra Canon 5D Mark II geldi ve hem video hem iso değerleri

hemde body ile çıktığı döneme damga vurmuştu. Ardından 5D Mark 3 geldi ama bir hayal

kırıklığı oldu. Çok fazla bir yükseliş yakalayamamış ve rakibi Nikon D800'ün de gerisinde

kalınca beklenilen başarıyı görememişti. Şimdi ise önümüzde 5Ds ve 5Ds R var ve

heyecanlandırdıkları çok açık :) İki makine de birbiriyle aynı özelliklere sahip tek fark ise

Low pass filterin olmaması. Low pass filter keskinliği etkilediği için kaldırılıyor ama bu filtre

aynı zaman da kumaş gibi nesnelerin üzerindeki atlamaları da gideriyor.

50 Megapiksel olmasının artılarına yukarıda değindim. 50 Megapiksel fotoğrafın saniyede

5 kare çekebilmesi çift çekirdek işlemcinin gücünü gösteriyor. ISO aralığının 100-­6400

aralığında kalması ise tam bir komedi!! Video kaydında ise birçok kullanıcı gibi bende 4K

teknolojisini bekliyordum ki bir hayal kırıklığı daha yaşadım. 30 fps 1080 full hd video

kaydı geldi önümüze. En azından 60 fps çıksaydı da içimiz soğusaydı. Onun dışında

kulaklık girişinin olmaması da büyük eksilerinden biri. Video çekimlerinde kulaklık girişi

çok önemlidir ve Canon bu serisinde adeta video çekmeseniz de olur demiş. Tüm

bunların yanında ışık titremelerini azaltmak için bir ayna mekanizması da kullanmış. Bu

ayna sistemi ile uzun süreli yapılan ışık titremelerinin önüne geçiyor. Ayrıca 61 ayrı AF

noktası olduğunu da belirtmem lazım çünkü bu müthiş bir olay. 61 ayrı netleme(odak)

noktası demek müthiş fotoğraflar demek.

Artık bitirecek olursak yüksek megapiksel özelliği ile heyecan verdiği açık. 5D Mark 3'den

daha iyi AF noktası ve ISO özellikleri iyileştirilmiş. Video kısmında 30 fps de kalması ve

kulaklık girişinin olmaması negatif özelliklerden. Makinede Wifi özelliğide yok. Dahili flaş

olmamasına alıştık zaten ve bu makinede de bulunmuyor. Yani bu kullanıcıların bu seriye

geçmesi için tek özellik megapiksel gibi görünüyor. Canondan daha iyi makineler ve artı

özellikler bekliyoruz.

Not : Bu yazı ile ilgili görüşlerinizi asriilim@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

                                                                                         FOTOĞRAF DURAĞI

FOTOĞRAFA MERHABA


Merhabalar değerli okurlar ve sevgili fotoğraf severler :) Ben "fotoğraf durağı" olarak bundan sonra sizlerle birlikte olacağım inşallah. Sizlerle birlikte olduğumuz süreç içerisinde fotoğraf üzerine sohbetler yapacağız. Fotoğraf nedir ? Neden çekilir ? Fotoğraf aşkı nasıl kazanılır ? Fotoğraf çekim teknikleri nelerdir ? gibi sorulara kalemimiz yettiğince cevap arayacağız. İlerleyen zamanlarda sizlerle, anı donduran, acı-tatlı herşeyi ölümsüz kılan, bazen birinin suçlanmasına sebep olan, bazen birini ipten alan, bazen bir fotoğraf karesi ile herşeyi değiştirebilen o güçten bahsedeceğiz.

 İlk yazı olması sebebiyle bu yazımızda fotoğraf nedir onu inceleyelim.  Fotoğraf, Yunanca Photos ‘ışık’ ve Graphos ‘çizmek’ sözcüklerinin birleşmesinden oluşan terimdir. Optik ve kimyasal süreçleri kullanarak yüzey üzerinde kalıcı görüntü elde etme işlemidir. İngilizce ‘Photography’ sözcüğünün karşılığıdır. Tanımdan da anlaşılacağı gibi fotoğrafın en önemli usuru ışıktır. Bunun için fotoğraf çeken kişinin ışığı tanıması gereklidir. Fotoğrafın güzel bir yanı ise Fotoğraf makinesini kullanan her insan fotoğraf üretebilmektedir. Bu aygıtı kullanabilmek için ileri düzeyde bir eğitime ihtiyaç yoktur. Neredeyse her yaş grubundaki insan bu aygıtı kullanarak üretim yapabilir. Fotoğraf aynı zamanda bazı özellikler taşır. Bunlardan ilki olarak belge olma özelliği vardır. Örneğin ilkokula başlama gününde çekilmiş olduğunuz bir fotoğraf, düğün fotoğraflarınız, bir geziye gittiğinizde çekilmiş olduğunuz fotoğraflar belge olma özellliği taşır. Yine mahkemede de delil olarak kabul edilir. Fotoğrafın diğer bir özelliği ise kitle iletişim aracı olmasıdır. "Bazen bir fotoğraf bin kelimeye bedeldir." Bir savaş anındaki bir fotoğraf, eğitim amaçlı çekilmiş olan fotoğraflar ve bilgilendirmek ve haberdar etmek için çekilmiş fotoğraflar kitle iletişim aracı olma özelliğinin içinde değerlendirilir. Fotoğraf çok kısa zamanda daha geniş kitlelere ulaşır ve birçok şeyi anlatır. Diğer bir özelliği ise sanat olmasıdır ve bence de en önemli özelliği budur. Çoğunlukla anlatacağım, yazı yazacağım özellik de budur. Sanatsal bir fotoğraf çekmek elbetteki deklanşöre basmanın çok ötesinde birşeydir. Hayal gücünün, teknik bilginin ve genel kültürün iyi derecede olması çok önemlidir. Diğer özeliklerinde herhangi bir şekilde makineyi koyup deklanşöre basmak yeterli olacaktır. Ama sanatsal fotoğraflarda bilinmesi gereken çok şey vardır. Her konuya hakim olunması gerekir. Bu bilgileri ve hakim olunması gereken konuları daha sonraki yazılara bırakalım. Siz değerli okuyucularıma , Asr-ı İlim dergisinin "Fotoğraf Durağından" bir sonraki yazımıza kadar bol fotoğraflı zamanlar geçirmenizi diliyorum.Esen kalın, Fotoğrafla kalın..

Not : Bu yazı ile ilgili görüşlerinizi asriilim@gmail.com adresinden iletebilirsiniz.